Türkiye’de bazı yatırım fonlarında yaşanan ödeme ve likidite krizi, yalnızca finans piyasalarının meselesi değildir. Bu kriz; vatandaşın tasarrufuna, sermaye piyasalarına ve kamu kurumlarına duyulan güveni doğrudan ilgilendirmektedir.
Fonların ellerindeki varlıkların satılması ve kalan paranın yatırımcılara dağıtılması tek başına yeterli değildir. Bu yöntem, zararın neden ve nasıl meydana geldiğini araştırmadan faturayı yatırımcıya bırakma sonucunu doğurabilir.
Hür Düşünce Hareketi olarak önerilerimiz şunlardır:
1. Tasfiye işlemleri şeffaf yürütülmelidir. Her fonun varlıkları, borçları, nakit durumu ve yatırımcı sayısı ayrı ayrı açıklanmalıdır.
2. Fon varlıkları aceleyle ve değerinin altında satılmamalıdır. Satış takvimi piyasa derinliği gözetilerek hazırlanmalı; panik satışlarıyla yatırımcının zararı büyütülmemelidir.
3. Bağımsız bir inceleme kurulu oluşturulmalıdır. SPK, MASAK, MKK, Takasbank, bağımsız denetçiler ve sermaye piyasası hukuku uzmanlarının katılımıyla bütün para ve varlık hareketleri araştırılmalıdır.
4. Paranın izi sürülmelidir. Fonlardan ilişkili şirketlere, yöneticilere, ortaklara veya üçüncü kişilere hukuka aykırı kaynak aktarılıp aktarılmadığı belirlenmelidir.
5. Sorumluların mal varlıklarına zamanında tedbir konulmalıdır. Mahkeme kararıyla suçtan veya hukuka aykırı işlemlerden elde edildiği belirlenen mal varlıkları yatırımcı zararlarının karşılanmasında kullanılmalıdır.
6. Geri alma mekanizması kurulmalıdır. Madoff tasfiyesinde uygulanan “clawback” yöntemine benzer biçimde, yapay fiyat hareketlerinden veya hukuka aykırı işlemlerden kazanç sağlayanlardan bu kazançların geri alınmasının hukuki zemini hazırlanmalıdır.
7. Yatırımcı Zararlarını Karşılama Hesabı oluşturulmalıdır. Tasfiye gelirleri, sorumlulardan tahsil edilen paralar ve müsadere edilen mal varlıklarından sağlanan kaynaklar bu hesapta toplanmalıdır. Dağıtım bağımsız denetime açık olmalıdır.
8. Yatırımcılar arasında hakkaniyet sağlanmalıdır. Gerçekleşmiş çıkış emirleri, anapara tutarları, fona giriş tarihleri ve elde edilmiş ödemeler dikkate alınmalıdır. Her yatırımcının durumu ayrı ayrı hesaplanmalıdır.
9. Küçük yatırımcı korunmalıdır. Hayat birikimini, emekli ikramiyesini veya sınırlı tasarrufunu bu fonlara yatıran vatandaşlara ödemede öncelik verilmesi değerlendirilmelidir.
10. Denetim kurumlarının sorumluluğu araştırılmalıdır. Olağan dışı getirilerin ve yoğunlaşmış risklerin neden zamanında görülmediği veya gerekli müdahalenin neden geciktiği kamuoyuna açıklanmalıdır.
11. Meclis araştırması açılmalıdır. Olayın siyasi tartışmalara sıkıştırılmadan, bütün yönleriyle araştırılması ve kurumsal sorumlulukların belirlenmesi için TBMM’de araştırma komisyonu kurulmalıdır.
12. Aynı krizin tekrarlanmasını önleyecek erken uyarı sistemi kurulmalıdır. Olağan dışı getiri, düşük dolaşımlı hisselerde yoğunlaşma, ilişkili taraf işlemleri ve likidite riski günlük olarak izlenmelidir.
Hür Düşünce Hareketi olarak açıkça söylüyoruz:
Fonların elinde kalan varlıkları satmak tasfiyedir. Kaybolan paranın izini sürmek, haksız kazancı geri almak ve sorumlulardan tahsil etmek ise adalettir. Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca tasfiye değil; şeffaflık, hesap verme ve yatırımcıyı koruyan adil bir çözümdür.
Hiçbir vatandaş, denetim eksikliğinin ve finansal manipülasyonların bedelini hayat boyu yaptığı tasarruflarla ödemek zorunda bırakılamaz. Devletin görevi belirli şirketleri değil, vatandaşın alın terini ve ülkenin ekonomik güvenini korumaktır.
SÜLEYMAN AKSOY
Hür Düşünce Hareketi
Genel Başkanı
Mühendis SÜLEYMAN AKSOY sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.




