Gaziantep’te Türkiye’nin Meselelerini Konuştuk

3 Ekim 2026’da Gaziantep İnşaat Mühendisleri Odası’nda düzenlediğimiz “Hür Türkiye Buluşmaları – Gaziantep Haberleşme ve Veri Çalıştayı”nda açılış konuşmasını yaptım. Konuşmamda hem Hür Düşünce Hareketi’nin neden yola çıktığını hem de nasıl bir Türkiye için çalıştığımızı anlattım.

Gaziantep’e ikinci gelişimdi. İlk gelişimiz, 2023’ün soğuk bir ocak ayındaydı. O gün, yeni bir anayasal düzeni ve güçlendirilmiş parlamenter sistemi Anteplilerle konuşmak için buradaydık. Türkiye’de siyasi partilerin oluşturduğu Altılı Masa’nın ortak cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. Hür Düşünce Hareketi olarak kuruluşumuzun ilk yılını geride bırakmıştık. Kendi gündemimizi bir kenara koyup ülkenin o günkü önemli meselesine katkı sunmamız gerektiğini düşündük.

O seçim sürecinde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin daha zayıf olduğu dokuz ilde toplantılar düzenledik. Bunu herhangi bir destek almadan, gönüllü olarak yaptık. Çünkü ülkenin içinde bulunduğu yönetim anlayışından çıkması ve yeniden demokratik bir düzene kavuşması gerektiğine inanıyorduk. Bugün de Türkiye’nin sorunlarını konuşmak, anlamak ve çözüm önerileri geliştirmek için çalışıyoruz.

Hür Düşünce Hareketi bir siyasi parti değil. Ancak siyasi hedefleri olan bir düşünce hareketi. Bizim hedefimiz, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir Türkiye. İnsanların mutlu, yaşlıların huzurlu, gençlerin umutlu olduğu; yurttaşların akşam evlerine karnı tok, sırtı pek dönebildiği bir ülke istiyoruz.

Konuşmamda, Türkiye’nin geçmişte tarımda kendi kendine yeten ülkeler arasında yer aldığını hatırlattım. Bugünkü durumun aynı olmadığını da vurguladım. Ülkenin imkânlarını, üretim gücünü ve yurttaşların yaşam koşullarını konuşmadan Türkiye’nin geleceğine dair sağlıklı bir yol çizilemeyeceğini düşünüyorum.

Çalıştaylardan Millî İktisat Kongresi’ne

Gaziantep’te haberleşme ve veriyi konuşmak için bir araya geldik. Bu buluşma, 2026 yılında düzenlemeyi planladığımız çalıştayların üçüncüsüydü. Tarım ve gençlik başlıklarını daha önce ele almıştık. Bu çalıştayın ardından demokrasi, dış politika, ekonomi, savunma, eğitim ve enerji gibi konuları da farklı buluşmalarda değerlendirmeyi amaçlıyoruz.

Bu çalıştayların her biri, ülkenin meselelerini ayrı ayrı ele alırken ortak bir soruya da cevap arıyor: Türkiye’nin önünde nasıl bir yol olmalı? Biz, Birinci Millî İktisat Kongresi’nin düzenlendiği dönemde dile getirilen bazı sorunların aradan geçen 104 yıla rağmen önemini koruduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle 17–18 Şubat 2027’de, kongrenin 104. yıl dönümünde İzmir’de Birinci Millî İktisat Kongresi’ni toplamayı hedefliyoruz.

Amacımız, Türkiye’nin önüne ekonomik ve bilimsel bir kurtuluş reçetesi, bir yol haritası koymak. Bu çalışmanın siyasi partiler tarafından değerlendirilmesini isteriz. Ama önerilerin değerini yalnızca siyasi partilerin kabul edip etmemesi belirlemez; milletin sahip çıktığı fikirler de ülkenin yönünü etkileyebilir.

“Bu Millet Kendi Kaderine Kendisi Müdahale Etmek Zorunda”

Konuşmamda, siyasetin ve demokrasinin tıkandığına dair kaygımı da dile getirdim. Milletin kendi kaderi üzerinde söz sahibi olması gerektiğini söyledim. Bunun geçmişte örnekleri olduğunu hatırlattım: Sivas Kongresi’nden 1982 referandumuna kadar, yurttaşların iradelerini ortaya koyduğu dönemler yaşandı.

1982 referandumunda “hayır” oylarının yüzde 8,3’te kaldığını hatırlatarak, o gün şeffaf zarfların içine mavi “hayır” pusulasını koyan insanların cesaretinden söz ettim. O iradenin ardından yapılan seçimlerde yurttaşların değişim talebini ortaya koyduğunu belirttim. Bugün de bu kudretin milletin elinde olduğuna inanıyorum. Hiç kimsenin yurttaşların iradesinin üzerinde olmadığını söyledim.

Biz bu buluşmalara oy istemek için gelmiyoruz. Hür Düşünce Hareketi olarak kendimizi bir siyasi partinin yerine koymuyoruz. Türkiye’nin meseleleriyle dertlenen, ülkenin geleceği için sorumluluk duyan insanlar olarak konuşuyoruz. Çünkü ülkenin çatısı çökerse altında hepimizin kalacağını biliyoruz.

Kendi Hayatımdan Cumhuriyete Uzanan Hikâye

Cumhuriyetin ve fırsat eşitliğinin benim hayatımdaki yerini anlatırken kendi hikâyemden de söz ettim. Manastır’da, Atatürk’ün askerî lise eğitimi aldığı şehirde doğdum. Türkiye’ye gelirken Selanik’te son parasıyla simit alınan bir ailenin çocuğuydum. Ailemle birlikte İstanbul’a geldik. Rumeli’den gelenler Sirkeci’ye, Anadolu’nun farklı şehirlerinden gelenler ise Haydarpaşa’ya iner; ellerindeki birer çıkınla İstanbul’da yeni bir hayat kurmaya çalışırlardı.

Haydarpaşa’ya inen trenlerden birinde Süleyman Demirel’in, diğerinde Sakıp Sabancı’nın yolculuk ettiğini anlattım. Biri İstanbul Teknik Üniversitesi’ne, diğeri sanayiye yönelmişti. Cumhuriyet, farklı hayatlara sahip insanlara kendi emekleriyle ilerleme imkânı sunuyordu. Ben de vatandaşlığa kabul edilmemin beş yıl sürdüğü bir dönemin ardından eğitim gördüm, mühendis oldum, genel müdürlük yaptım ve bugün Hür Düşünce Hareketi Genel Başkanı olarak karşınızda bulunuyorum.

Bunun adını cumhuriyet ve fırsat eşitliği koyuyorum. Cumhuriyetin sağladığı imkânları koruyamazsak, gelecek kuşakların da bu fırsatlardan yararlanması zorlaşır.

Bu nedenle eğitimde fırsat eşitliği meselesini özellikle vurguladım. Geçmişte devlet okullarında okuyan çocukların farklı bölgelerde benzer eğitim imkânlarına ulaşabildiğini, bugünse ailelerin ekonomik durumunun çocukların eğitim yolunu daha fazla etkilediğini söyledim. Eğitim için yalnızca okul döneminde değil, daha erken yaşlardan itibaren para gerekmesi, imkânı olanla olmayan arasındaki farkı büyütüyor. Geliri yetersiz ailelerin çocukları için yalnızca üniversiteye erişim değil, iyi bir eğitim alma ve meslek edinme imkânı da daralıyor.

Fırsat eşitliğini yalnızca eğitimle sınırlı görmüyorum. Seyahat özgürlüğü de insanın hayatını gerçekten sürdürebilmesiyle ilgili. Asgari ücretle ya da sınırlı bir gelirle geçinen bir ailenin, bayramda anne babasını ziyaret etmek için yolculuk masrafını karşılayıp karşılayamadığını sormak gerekiyor. Kâğıt üzerinde bir hakka sahip olmak başka, o haktan yararlanabilecek imkâna sahip olmak başka.

İş kurma özgürlüğünde de benzer bir durum var. İnsanların yetenekleri, emekleri ve meslekleriyle iş kurabilmesi gerekir. Fakat bunun için gerekli imkânlara erişemeyenler, sahip oldukları bilgi ve becerileri hayata geçiremeyebilir. Cumhuriyetin sunduğu fırsatları korumak, insanların eğitim alabilmesini, seyahat edebilmesini ve çalışıp üretebilmesini mümkün kılmak demektir.

“Bu sorumluluğu anlatmak için yollardayız”

Konuşmamda, neden Anadolu’da buluşmalar düzenlediğimizi kendi vicdanımla ilgili bir sorumluluk üzerinden de anlattım. Yetmiş dört yaşında, karaciğer nakli olmuş bir insan olarak torunumun ve ülkemin geleceği için yollara düştüğümü söyledim. Bildiğimiz hâlde anlatmadığımız meselelerin, yarın insanların bize yönelteceği bir hesap ve kul hakkı olabileceğini düşünüyorum.

İnsanların ülkenin meseleleri hakkında bilgi sahibi olmasına ve söz söylemesine katkı sunmak istiyoruz. Gaziantep’e gelen kıymetli hocalarımızın da bu amaçla aramızda bulunduğunu ifade ettim. Bu buluşmaları düzenlememizin nedeni, sorunları konuşmanın yanı sıra toplumun önüne daha iyi bir gelecek için fikirler koymak.

Hür Düşünce Hareketi olarak kendimizi cumhuriyetçi, milliyetçi ve hürriyetçi bir hareket şeklinde tarif ediyoruz. Türkiye’nin ve Türk milletinin hak ve menfaatlerini savunmanın milliyetçiliğin önemli bir parçası olduğuna inanıyoruz. Hürriyet anlayışımızı da düşüncenin, teşebbüsün ve mülkiyetin özgür olmasıyla açıklıyoruz.

Gaziantep’teki konuşmamı da bu inançla tamamladım: Türkiye’nin meselelerini konuşmaya, çözüm aramaya ve daha özgür, daha eşitlikçi bir ülke için çalışmaya devam edeceğiz.

Konuşmamın tamamını YouTube’da izleyebilirsiniz.


Mühendis SÜLEYMAN AKSOY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Scroll to Top