Yeni Merkezin Dış Politika Vizyonu: Merkez Ülke Türkiye

Türkiye’nin dış politikası yıllardır iki kelime arasına sıkıştırılıyor: Köprü ve cephe. Bazen Doğu ile Batı arasında bir köprü olduğumuz söyleniyor. Bazen de birilerinin güvenliği için ileri karakol veya cephe ülkesi gibi davranmamız bekleniyor. Ben Türkiye’ye bu rollerin hiçbirini yakıştırmıyorum. Köprü, iki tarafın üzerinden geçtiği yapıdır. Cephe ise başkalarının hesaplarının görüldüğü yerdir. Türkiye ne üzerinden geçilecek bir ülke ne de başka devletlerin rekabetinde kullanılacak bir sahadır. Türkiye kendi tarihine, coğrafyasına, insan gücüne ve millî iradesine dayanarak gündem kurabilecek bir merkez ülkedir. Yeni Merkezin dış politika vizyonu buradan başlar.

Merkez Ülke Olmak Coğrafyayla Yetinmek Değildir

Haritada önemli bir yerde bulunmak, kendiliğinden merkez ülke yapmaz. Merkez ülke; çevresindeki gelişmeleri yalnızca izleyen değil, çözüm üreten ülkedir. Kriz çıktığında masaya davet bekleyen değil, masanın kurulmasına öncülük eden ülkedir. Bunun için güçlü ekonomi, işleyen kurumlar, yetişmiş diplomasi kadrosu, güvenilir hukuk düzeni ve uzun vadeli devlet aklı gerekir. İçeride sürekli yön değiştiren, ekonomisi dış kaynağa bağımlı, kurumları zayıflamış bir ülke dışarıda kalıcı bir ağırlık kuramaz. Yüksek sesle konuşmak, dış politika gücü değildir. Asıl güç, söylediğiniz sözün arkasında ekonomik, siyasi ve diplomatik kapasite bulunmasıdır. Merkez Ülke Türkiye iddiası bir coğrafya övgüsü değil, ciddi bir devlet kapasitesi hedefidir.

Ne Doğu’ya Kapanırız Ne Batı’ya Teslim Oluruz

Türkiye’nin önüne sürekli sahte tercihler konuluyor. Batı ile ilişki kurarsak Doğu’dan vazgeçmemiz, Türk dünyasına yönelirsek Avrupa’dan uzaklaşmamız, komşularımızla konuşursak mevcut ittifaklarımızı terk etmemiz gerekiyormuş gibi davranılıyor. Oysa Türkiye’nin çıkarları tek bir eksene sığmaz. Avrupa ile ekonomik ve siyasi ilişkilerimiz önemlidir. Atlantik ittifakı içindeki yerimiz güvenlik politikamızın bir parçasıdır. Türk dünyası tarihî ve stratejik derinliğimizdir. Balkanlar aile ve kültür coğrafyamızdır. Karadeniz, Kafkasya, Orta Doğu, Doğu Akdeniz ve Afrika ise güvenliğimizin ve refahımızın doğrudan etkilendiği alanlardır.

Yeni Merkez, Türkiye’yi bir bloktan koparıp başka bir bloğa bağlamayı dış politika saymaz. Bizim ölçümüz açıktır: Türkiye’nin bağımsızlığı, Türk milletinin güvenliği ve Cumhuriyetimizin uzun vadeli menfaatleri. Dostluklarımız olacak, ittifaklarımız olacak, ortaklıklarımız olacak. Fakat Türkiye’nin iradesini başka başkentlere devreden bir bağımlılık ilişkisi olmayacak.

İttifak Sadakat İster, Teslimiyet Değil

İttifaklar tek taraflı fedakârlık düzeni değildir. Türkiye, ortak güvenlik için sorumluluk üstleniyorsa ortakları da Türkiye’nin güvenlik kaygılarını ciddiye almak zorundadır. Terör örgütleri arasında “bize zarar veren” ve “vermeyen” ayrımı yapılamaz. Türkiye’nin karşısında silah kullanan yapılar, başka ülkelerin geçici hesapları uğruna korunamaz. Aynı şekilde Türkiye de uluslararası ilişkilerinde öngörülebilir ve güvenilir davranmalıdır. Bugün söylenen sözün yarın inkâr edildiği, kişisel yakınlıklarla başlayan ilişkilerin bir anda düşmanlığa dönüştüğü bir çizgi devlet politikası değildir.

Yeni Merkez, karşılıklılık ilkesine dayanan ittifaklar kurar. Müttefikine karşı açık, rakibine karşı kararlı olur. Türkiye’nin çıkarını savunurken hukuku ve diplomatik ciddiyeti elden bırakmaz. Bağımsız dış politika, herkese meydan okumak değildir. Gerektiğinde “hayır” diyebilecek güce, gerektiğinde uzlaşabilecek akla sahip olmaktır.

Barışçı Olmak Pasif Kalmak Değildir

Türkiye barışı savunmalıdır. Çünkü çevremizdeki her savaş, önce bizim güvenliğimizi ve ekonomimizi etkiliyor. Enerji maliyeti yükseliyor, ticaret yolları bozuluyor, yeni göç hareketleri başlıyor ve sınırlarımız daha kırılgan hâle geliyor. Fakat barışı savunmak, hakkımızdan vazgeçmek anlamına gelmez. Yeni Merkez; diplomasiye öncelik veren, ancak caydırıcılığını koruyan bir Türkiye ister. Barış masasında etkili olabilmenin yolu, gerektiğinde ülkesini savunabilecek güce sahip olmaktır.

Savunma sanayii bu nedenle önemlidir. Ancak mesele yalnızca silah üretmek değildir. Enerji güvenliği, haberleşme altyapısı, siber savunma, gıda yeterliliği ve ekonomik dayanıklılık da millî güvenliğin parçalarıdır. Bugünün dünyasında bir ülke yalnızca sınırdan saldırıya uğramaz. Enerji hatları, finans sistemi, veri merkezleri ve kamu iletişim ağı da hedef olabilir. Dış politikayla iç güvenliği, ekonomiyle savunmayı birbirinden ayrı düşünemeyiz.

Türk Dünyası Bir Hatıra Değil, Gelecek Alanıdır

Türkiye’nin Türk dünyasıyla ilişkisi duygusal söylemlerle sınırlı kalmamalıdır. Ortak tarih ve dil elbette kıymetlidir. Fakat bu yakınlık eğitim, teknoloji, enerji, ulaşım, ticaret ve kültür alanlarında somut iş birliğine dönüşmediği sürece gerçek bir stratejik güç oluşturmaz. Öğrencilerin, akademisyenlerin ve girişimcilerin daha kolay hareket ettiği; ortak teknoloji projelerinin geliştirildiği; ulaştırma ve enerji ağlarının birbirine bağlandığı bir Türk dünyası hedeflemeliyiz.

Türkiye burada ağabeylik taslayan değil, eşit ortaklık kuran ülke olmalıdır. Yeni Merkez, Türk dünyasını başka güçlere karşı kurulmuş geçici bir cephe olarak da görmez. Bu coğrafyanın kendi ayakları üzerinde duran, barışa ve refaha katkı sunan bağımsız bir güç alanına dönüşmesini savunur.

Komşularımızın İstikrarı Türkiye’nin Menfaatidir

Bir devlet komşularını seçemez. Ancak onlarla kuracağı ilişkinin niteliğini belirleyebilir. Türkiye’nin komşularıyla sorunları olabilir. Sınır güvenliği, terör, enerji, su, ticaret ve deniz yetki alanları gibi ciddi anlaşmazlıklar yaşayabiliriz. Bu meseleleri görmezden gelmek mümkün değildir. Fakat sürekli gerilim de politika değildir. Komşu ülkelerin zayıflaması veya parçalanması Türkiye’ye kalıcı güvenlik getirmez. Aksine terörü, düzensiz göçü, kaçakçılığı ve dış müdahaleyi sınırlarımıza taşır.

Yeni Merkez, komşularının toprak bütünlüğüne saygılı; Türkiye’nin güvenliğinden ise taviz vermeyen bir politika izler. Kapılarımız diplomasiye açık olacak. Ancak sınırlarımız, hukuk düzenimiz ve millî birliğimiz tartışma konusu yapılmayacaktır.

Dış Politika İçeride Meşru Olmalıdır

Dış politika birkaç kişinin kapalı kapılar arkasında yürüttüğü kişisel ilişkilere bırakılamaz. Hayati anlaşmalar, askerî yükümlülükler ve Türkiye’nin geleceğini uzun yıllar bağlayacak kararlar Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisi ve denetimi altında olmalıdır. Diplomasi kurumu yeniden güçlendirilmeli, büyükelçilikler siyasi ödül yeri olmaktan çıkarılmalı ve meslekten yetişmiş kadroların birikimi korunmalıdır. Devlet hafızası olmadan dış politika kurulamaz.

Bugünkü yöneticinin kişisel ilişkisine göre dost ve düşman değiştiren bir ülke güven vermez. Devletler arası ilişkiler şahsi yakınlıklarla değil; kurumlar, anlaşmalar ve karşılıklı menfaatler üzerinden yürütülmelidir. Yeni Merkez için millî dış politika, toplumun ortak menfaatini temsil eden ve Meclis denetimine açık olan politikadır.

Ekonomik Diplomasi Yeniden Kurulmalıdır

Dış politikanın başarısı yalnızca ortak açıklamalarla ölçülemez. Türk şirketleri yeni pazarlara girebiliyor mu? İhracatçımızın önü açılıyor mu? Enerji tedarikimiz çeşitleniyor mu? Gençlerimiz bilim ve teknoloji ağlarına katılabiliyor mu? Türkiye uluslararası taşımacılık ve veri hatlarında söz sahibi olabiliyor mu? Bunlara bakmak gerekir. Büyükelçiliklerimiz ve dış temsilciliklerimiz yatırımcının, ihracatçının, bilim insanının ve girişimcinin yanında olmalıdır. Türkiye’nin diplomasisi yalnızca kriz yöneten değil, ekonomik imkân üreten bir yapıya kavuşmalıdır.

Ancak ticaret uğruna hukuk ve insan haysiyeti de bütünüyle unutulmamalıdır. İlkesi olmayan dış politika, kısa vadede kazanç sağlayabilir; uzun vadede güven kaybettirir. Türkiye hem menfaatini koruyacak hem sözünün itibarını yükseltecektir.

Merkez Ülke Türkiye

Merkez Ülke Türkiye, herkese meydan okuyan yalnız bir ülke değildir. Merkez Ülke Türkiye; farklı güçlerle konuşabilen, fakat hiçbirinin uydusu olmayan ülkedir. Krizleri seyretmeyen, çözüm masası kurabilen ülkedir. Savunmasını güçlendirirken barışı arayan; ticaretini büyütürken egemenliğini koruyan ülkedir. Türk dünyasıyla bağlarını kuvvetlendirirken Avrupa’dan, Balkanlar’dan, Karadeniz’den, Kafkasya’dan, Orta Doğu’dan ve Afrika’dan vazgeçmeyen ülkedir.

Dışarıda sözü dinlenen Türkiye’yi yalnızca diplomatik cümlelerle kuramayız. Önce içeride hukukuna güvenilen, ekonomisi üreten, kurumları çalışan ve milleti ortak hedeflerde buluşan bir ülke olmalıyız. Yeni Merkezin dış politika vizyonu; Türkiye’yi bir köprü, cephe veya başkalarının planında kullanılan bir unsur olmaktan çıkarmaktır. Türkiye kendi kararını veren, kendi gündemini kuran ve çevresinde barış ile refah üreten bir merkez ülke olacaktır.

Bağımsız karar… Güvenilir diplomasi… Güçlü Türkiye.

Süleyman Aksoy
Hür Düşünce Hareketi Genel Başkanı


Mühendis SÜLEYMAN AKSOY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Scroll to Top