Türkiye’nin Geleceği: NATO, Doğu Ordusu ve Kıbrıs

Geçtiğimiz günlerde MK TV ekranlarında katıldığım programda; ülkemizin içinde bulunduğu kritik süreci, NATO zirvesi öncesindeki jeopolitik konumumuzu ve milli meselemiz olan Kıbrıs’ı tüm boyutlarıyla ele aldım. Katıldığım canlı yayındaki sorulara verdiğim yanıtları ve Türkiye’nin geleceğine dair düşüncelerimi en yalın haliyle sizlerle paylaşıyorum.

NATO ve Türkiye: Menteşe Ülke mi, Merkez Ülke mi?

Türkiye, NATO’nun önemli üyesidir; ancak bugün geldiğimiz noktada ittifak ortaklarımızın bize “müttefik” gibi davranmadığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Eğer Batılı dostlarımız Türkiye üzerinde hâlâ oyun oynamaya devam ediyorsa, Türkiye’nin onlar için hâlâ tam olarak “teslim alınamamış” ve yarın ne yapacağı kestirilemeyen güçlü ülke olduğunun kanıtıdır. Bizim canlılığımız buradadır.

Ancak burada ayrım yapmamız gerekiyor: Türkiye, NATO’nun güney kanadını bekleyen “Menteşe Ülke” konumundan süratle çıkmalıdır. Menteşe ülkenin kapısını açarlar, her türlü rüzgâr üzerinizden geçer gider. Bizim hedefimiz “Merkez Ülke” olmaktır. Her aktörün hesabını bize göre yaptığı, karar verici aktör… Bunu başarabilmek için sadece askeri güç yetmez; ekonominizin güçlü olması, hukuk sisteminizin adil işlemesi ve eğitim sisteminizin nitelikli olması şarttır. Milli gelirin %2,5’ini savunmaya harcarken, eğer savunma sistemlerimizi kendi bilim insanlarımızla üretemiyorsak, orada zafiyet var demektir.

Savunma Stratejimiz ve Yeni Ordu İhtiyacı

Programda özellikle vurguladığım diğer husus; Türkiye’nin bağımsız manevra kabiliyetidir. Ülkemizde 29 tane yabancı üs varken tam bağımsızlıktan bahsetmek güçtür. Bugün bizi çevrelemeye çalışan, Cumhurbaşkanımızı “Saddamlaştırmak” isteyen Netanyahu zihniyeti ve İsrail gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Bu tehditlere karşı Türkiye, Ege Ordusu modelini mutlaka Doğu ve Güney sınırlarımızda da hayata geçirmelidir. Türk Silahlı Kuvvetleri’ni NATO’nun emir-komuta zinciri dışına çıkaracak, milli hareket kabiliyeti sağlayacak “Doğu Ordusu” gibi yapılanmalar, gelecekteki beka sorunlarımıza karşı en büyük kalkanımız olacaktır.

Kıbrıs: Milli Devlete Sırtımızdaki Hastalıkları Yükleyemeyiz

Kıbrıs bizim için Akdeniz’in ortasında yüzen uçak gemisidir ve Balkanlar ile birlikte bekamızın iki temel direğinden biridir. Kıbrıs’ta İngiltere ve Türkiye dışında hiçbir gücün söz hakkı olamaz. Ancak biz Kıbrıs’ın dünyaca tanınmasını isterken, maalesef Türkiye’nin tüm “hastalıklarını” oraya transfer ettik.

Mafya çetelerini, kumar baronlarını ve kara para odaklarını Kıbrıs’a göndererek o mukaddes adayı suç merkezine dönüştürürseniz, dünyaya “haklıyız” diyemezsiniz. Kıbrıs’ta siyaseti manipüle eden, insanların kanını emen yapıları temizlemeden gerçek “milli politika” yürütemeyiz. Kıbrıs halkını Türkiye’den soğutan çarpık düzeni değiştirmek zorundayız.

Stratejik Hatalar ve Tarih Bilinci

Savunma sanayisinde yapılan hatalar (F-35 programından çıkarılmamız, 2,5 milyar doların S-400’ler üzerinden heba edilmesi gibi) toplamda bizi 15 milyar dolarlık zarara ve ciddi silah zafiyetine uğratmıştır. Bu hataların temelinde “tarih bilmemek” yatıyor.

Rahmetli Demirel ve Ecevit dönemlerinde, Türkiye her türlü imkansızlığa, ambargoya ve çıkarma gemisi bile olmamasına rağmen 10 yıl içinde kendi gemisini, kendi paraşütünü yapmış ve bir sabah Kıbrıs’ta soydaşlarımızın can güvenliğini sağlamıştır. Bugünün yöneticileri, 500 yıl geriye gitmek yerine 1919’dan bugüne uzanan yakın tarihimize baksalar, nasıl devlet adamı olunacağını ve milli menfaatlerin nasıl korunacağını göreceklerdir.

Sonuç: Çare Milletin Aklıdır

Bizler “Hür Düşünce Hareketi” olarak, fikri hür, vicdanı hür insanların yönetiminde büyük ve güçlü Türkiye hayal ediyoruz. Türkiye’nin neye ihtiyacı olduğunu biliyoruz: Yasaksız, konuşan Türkiye… Hukukun üstün olduğu, milli gelirin adil dağıtıldığı, emeklisinin ve asgari ücretlisinin karnının doyduğu ülke…

Tablo ne kadar karanlık görünürse görünsün, yeise kapılmıyoruz. Çare, kendisini devletin tek sahibi sanan siyasilerde değil, bizzat milletin aklındadır. Türk milleti, kendi bağrından çıkaracağı yeni kadroyla hem komşularıyla hem de dünya ile ilişkilerini onurlu ve dik duruşla yeniden tesis edecektir.

Bağımsız ve güçlü Türkiye idealine olan inancımla hepinizi selamlıyorum.

Süleyman AKSOY


Mühendis SÜLEYMAN AKSOY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Scroll to Top