Cumhuriyetçi Merkez: Cumhuriyeti Korumak ve Geleceğe Taşımak
Cumhuriyeti yalnızca kitaplardan öğrenmedim. Cumhuriyetin ne olduğunu kendi hayatımda yaşadım. 1952 yılında Manastır’da doğdum. 1959 yılında, henüz yedi yaşındayken ailemle birlikte Türkiye’ye geldim. Biz bu topraklara yabancı olarak değil, muhacir olarak geldik. Sirkeci’de başlayan yeni hayatımızda Türkiye Cumhuriyeti bize vatan, kimlik ve gelecek verdi. Bayrampaşa Altıntepsi İlkokulunda başlayan eğitim hayatım; Şehremini Ortaokulu, Sultanahmet Sanat Enstitüsü Elektrik Bölümü ve Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği ile devam etti.
Ardından devletime 25 yıl boyunca üst düzey kamu görevlerinde hizmet ettim. Enerji Bakanlığı bünyesinde çalıştım, Boğaziçi Elektrik Dağıtım AŞ’nin Kurucu Genel Müdürlüğünü üstlendim. Muhacir çocuğun devletin okulunda okuyup mühendis olabilmesi ve ardından ülkesine üst düzey kamu görevlerinde hizmet edebilmesi, Cumhuriyetin eseriyken benim için yalnızca 29 Ekim’de kutlanan tarihî hadise değildir. Cumhuriyet; millet evladının doğduğu yere, ailesinin servetine veya çevresine bakılmadan eğitim görebilmesinin, meslek sahibi olabilmesinin ve devletine hizmet edebilmesinin adıdır.
Cumhuriyet, Devletin Millete Ait Olmasıdır
Cumhuriyetin özü, egemenliğin kayıtsız ve şartsız Türk milletine ait olmasıdır. Devlet herhangi bir kişinin, ailenin, zümrenin, cemaatin veya siyasi partinin mülkü değildir. Makamlar geçicidir. Yetkiler millet adına ve belirli süre için kullanılır. Devleti yönetenler, devletin sahibi değil; milletin verdiği yetkinin emanetçileridir. Cumhuriyetçi merkez anlayışımızın başlangıç noktası budur. Milletin verdiği yetki, millete karşı kullanılamaz. Devlet kurumları partinin teşkilatına, kamu kaynakları siyasi sadakat sistemine, devlet memurluğu ayrıcalıklı çevrelerin istihdam alanına dönüştürülemez. Cumhuriyet, devletin kapılarının bütün Türk milleti evlatlarına açık olmasıdır.
Cumhuriyet Yalnızca Korunacak Miras Değildir
Cumhuriyeti korumak elbette görevimizdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, laiklik ilkesi, Türk milleti kavramı, T.C. vatandaşlığı ve Anayasa’nın değiştirilemez hükümleri tartışmaya ve pazarlığa açılamaz. Ancak Cumhuriyeti korumak, onu geçmişte dondurmak değildir. Cumhuriyetin kurucu ilkelerini savunurken çağın ihtiyaçlarına cevap vermek zorundayız. Dün bağımsızlığın ölçüsü sınırlarımızı ve topraklarımızı korumaktı. Bugün bunlara enerji, üretim, gıda, teknoloji ve veri egemenliğini de eklemek zorundayız.
Dün Cumhuriyetin en büyük hedeflerinden biri okuma yazma seferberliğiydi. Bugün çocuklarımızı yapay zekâ, robotik, yazılım ve ileri teknoloji çağının üreticileri olarak yetiştirmek zorundayız. Dün demiryolları, fabrikalar ve büyük sanayi kuruluşları kalkınmanın temeliydi. Bugün bunların yanında dijital altyapımızı, iletişim sistemlerimizi ve millî teknoloji kapasitemizi kurmak zorundayız. Cumhuriyetin hedefi değişmemiştir: Tam bağımsız, güçlü, üreten ve çağdaş Türkiye. Değişen, hedefe ulaşmak için kullanacağımız araçlardır.
Cumhuriyet, Laikliktir
Laiklik, Cumhuriyetin vazgeçilmez temelidir. Laiklik dine karşı olmak değildir. Tam tersine; devletin bütün inançlara karşı adaletli olması, hiçbir inancı siyasi iktidarın aracı hâline getirmemesi ve vatandaşların vicdan hürriyetini güvence altına almasıdır. İnanç kişinin en dokunulmaz alanıdır. Devlet ne vatandaşın inancına müdahale etmeli ne de inanç anlayışını diğer vatandaşlara dayatmalıdır. Din siyasetin, siyaset de dinin vesayeti altına girdiğinde hem devlet hem inanç zarar görür. Cumhuriyetçi merkez; laikliği toplumsal barışın, vicdan hürriyetinin ve devletin tarafsızlığının güvencesi olarak görür.
Cumhuriyet, Türk Milletinin Ortak Çatısıdır
Cumhuriyet bizi kökenlerimize, mezheplerimize veya bölgesel kimliklerimize göre ayırmaz. Bizi ortak tarih, ortak devlet, ortak kader ve ortak gelecek etrafında birleştirdiği birliğin adı Türk milletidir. T.C. vatandaşlığı, ortak devletin hukuki bağıdır. Türk milleti kavramı ise yalnızca hukuki değil; tarihî, kültürel ve toplumsal birlik iradesidir. Atatürk milliyetçiliği dışlayıcı değil, birleştiricidir. Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesi Türk milletinin ayrılmaz parçası kabul ederken Türk milleti kavramını Anayasa’dan çıkarmaya, içini boşaltmaya veya farklı toplulukların geçici birlikteliğine indirgemeye yönelik hiçbir anlayışı kabul etmiyoruz. Cumhuriyetçi merkez, farklılıkları düşmanlığa dönüştürmeden ortak millî kimliği korur.
Cumhuriyet, Liyakat ve Fırsat Kapısıdır
Cumhuriyetin en büyük vaatlerinden biri, milletin çocuklarına fırsat kapılarını açmasıdır. Köylünün, işçinin, memurun veya muhacir ailenin çocuğu; çalışarak öğretmen, mühendis, doktor, bilim insanı, sanatçı veya yönetici olabilmelidir. Devlet görevine alınmanın ölçüsü akrabalık, siyasi yakınlık, cemaat bağı veya kişisel sadakat değil; bilgi, ehliyet, dürüstlük ve liyakat olmalıdır. Liyakat ortadan kalkarsa Cumhuriyetin toplumsal yükselme merdiveni kırılır. Gençlerimiz çalışmanın ve eğitimin değil, tanıdık bulmanın sonuç verdiğine inanırsa yalnızca kamu yönetimi değil, Cumhuriyete duyulan güven de zarar görür. Cumhuriyetçi merkez, devletin bütün makamlarını Türk milletinin yetenekli ve dürüst evlatlarına açık tutmayı savunur. Çünkü Cumhuriyet, ayrıcalıkların değil; hak edenlerin düzenidir.
Cumhuriyet, Kadının Hayatın Her Alanında Var Olmasıdır
Cumhuriyetin toplumsal dönüşümünün en önemli göstergelerinden biri kadınların eğitimde, çalışma hayatında, bilimde, sanatta ve kamu yönetiminde yer almasıdır. Kadınların özgür ve güçlü olmadığı toplum kalkınamaz. Nüfusun yarısının yeteneğini, emeğini ve üretim gücünü değerlendiremeyen ülke zenginleşemez. Kadına yönelik şiddetle mücadele etmek, kız çocuklarının eğitimini güvence altına almak ve kadınların istihdama katılmasını artırmak Cumhuriyetin gelecek görevidir. Kadınların hürriyeti, aileyi veya toplumu zayıflatmaz. Eğitimli, ekonomik güvencesi bulunan ve hayata katılan kadın; aileyi de toplumu da devleti de güçlendirir.
Cumhuriyet ile Demokrasi Birbirinin Rakibi Değildir
Türkiye’de zaman zaman Cumhuriyeti korumak ile demokrasiyi geliştirmek birbirine karşı iki tercih gibi sunulması yaklaşımı yanlıştır. Demokrasisiz Cumhuriyet, millet egemenliği iddiasını gerçekleştiremez. Cumhuriyetin temel değerlerinden koparılmış demokrasi ise millî devletin ve ortak geleceğin güvencesini sağlayamaz. Cumhuriyet ile demokrasi birbirini tamamlar. Cumhuriyet devletimizin temelini, demokrasi ise milletin yönetime katılma ve yönetenleri denetleme imkânını oluşturur. Bizim hedefimiz Cumhuriyeti zayıflatarak demokratikleşmek veya demokrasiyi daraltarak Cumhuriyeti korumak değildir. Biz Cumhuriyeti demokrasiyle, demokrasiyi hukukla ve hukuku millî egemenlikle güçlendirmek istiyoruz. Hür Düşünce Hareketi’nin kendisini “Cumhuriyetin Demokrat Kanadı” olarak tanımlamasının sebebi budur.
Cumhuriyeti Gelecek Nesillere Taşımak
Cumhuriyet bize yalnızca geçmişten kalan miras değildir. Çocuklarımıza ve torunlarımıza karşı taşıdığımız sorumluluktur. Onlara yalnızca Cumhuriyetin tarihini anlatmak yetmez. Cumhuriyetin adaletini, eğitim fırsatını, liyakat düzenini ve hürriyetini de yaşatmalıyız. Gençlerimiz ülkelerinde gelecek göremediği için başka ülkelere gitmek istiyorsa Cumhuriyetin fırsat kapılarını yeniden açmalıyız. Çiftçimiz toprağını ekemiyor, emeklimiz geçinemiyor, çalışanımız emeğinin karşılığını alamıyor ve çocuklarımız nitelikli eğitime ulaşamıyorsa Cumhuriyetin sosyal sorumluluğunu yeniden hatırlamalıyız. Cumhuriyeti korumak sadece tehlike karşısında ayağa kalkmak değildir. Cumhuriyeti korumak; her gün adalet, liyakat, bilim, üretim ve hürriyet için çalışmaktır.
Milletimize Soruyorum
Cumhuriyeti yalnızca geçmişten kalan miras olarak mı koruyacağız; yoksa onu hukuk, demokrasi, liyakat, bilim ve üretimle geleceğin güçlü Türkiye’sine mi taşıyacağız? Benim cevabım açıktır: Cumhuriyeti savunacağız. Kurucu ilkelerinden taviz vermeyeceğiz. Fakat bununla yetinmeyeceğiz. Cumhuriyeti çağın ihtiyaçlarıyla güçlendirecek, milletimizin her evladına yeniden umut ve yükselme imkânı sunacağız. Çünkü Cumhuriyet geçmişte kazanılmış büyük zafer, bugün sahip çıkılması gereken ortak düzen ve yarınlara karşı taşıdığımız millî sorumluluktur. Cumhuriyeti korumak, onu dondurmak değil; kurucu ilkelerine bağlı kalarak geleceğe taşımaktır.
Devlet güçlü olacak. Millet hür olacak. Cumhuriyet sağlam kalacak.
Süleyman AKSOY
Hür Düşünce Hareketi Genel Başkanı
Mühendis SÜLEYMAN AKSOY sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




