Merkez Konum Değil, Ölçüdür
Bir siyasi karar, kanun teklifi veya toplumsal mesele önümüze geldiğinde ilk sorumuz “Bunu kim söyledi?” olmamalıdır. İktidar mı söyledi? Muhalefet mi önerdi? Bizim dünya görüşümüze yakın isim mi savundu? Bunlar kararımızı belirleyen ölçüler olamaz. Çünkü kişiler değişir, partiler yön değiştirir, ittifaklar kurulur ve dağılır. Dün birbirine karşı çıkanlar bugün aynı masada buluşabilir; dün birlikte hareket edenler yarın birbirini suçlayabilir. İlkesini kişilere ve partilere göre belirleyenler, bu değişimin içinde yönünü kaybeder. Hür merkez ise yönünü günlük siyasi gelişmelere göre tayin etmez. Her meseleye değişmeyen ölçülerle yaklaşır. Bu nedenle bizim için merkez, siyasi haritadaki yer değil; devlet ve toplum meselelerini değerlendirme ölçüsüdür.
Birinci Ölçümüz: Cumhuriyet
Önümüze getirilen her düzenlemede önce şu soruyu sorarız: Bu karar Cumhuriyetin temel niteliklerini koruyor mu? Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, laiklik ilkesi, Türk milleti kavramı ve Anayasa’nın değiştirilemez hükümleri bizim için günlük siyasetin konusu değildir. Bunlar herhangi bir iktidarın, muhalefetin, komisyonun veya müzakere masasının yeniden tanımlayabileceği geçici hükümler de değildir. Cumhuriyet, yalnızca yönetim şekli değildir. Egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete ait olmasının adıdır. Bu nedenle teklif hangi çevreden gelirse gelsin, Cumhuriyetin temel değerlerini zayıflatıyorsa karşısında dururuz. Kim tarafından sunulduğuna değil, Cumhuriyete ne yaptığına bakarız.
İkinci Ölçümüz: Millî Egemenlik
İkinci sorumuz şudur: Bu karar Türk milletinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin egemenliğini güçlendiriyor mu? Millet adına karar verme yetkisi, Anayasa’nın belirlediği meşru kurumlara aittir. TBMM’nin bilmediği, denetleyemediği ve sonuçlarını göremediği süreçler millî iradenin yerine geçirilemez. Meclis dışındaki kapalı görüşmeler, belirsiz mutabakatlar ve millete açıklanmayan taahhütler, hangi gerekçeyle yapılırsa yapılsın demokratik meşruiyet oluşturmaz. Devletin elbette açıklanamayacak güvenlik bilgileri olabilir. Fakat devlet sırrı ile milletten siyaset saklamak aynı şey değildir. Hür merkez, millî egemenliği yalnızca slogan olarak değil, kararların alınma biçimini belirleyen temel ölçü olarak görür.
Üçüncü Ölçümüz: Hukuk
Üçüncü sorumuz şudur: Bu karar hukuka uygun mu ve herkes için aynı şekilde uygulanacak mı? Hukuk, yalnızca siyasi rakiplerimize uygulanmasını istediğimiz kurallar bütünü değildir. Hukuk, bizi destekleyenler için de bize karşı çıkanlar için de aynı olmalıdır. Suçun şahsiliği, masumiyet karinesi, bağımsız yargı ve adil yargılanma hakkı siyasi şartlara göre değiştirilemez. Devletin gücü, hukuk dışına çıkabilme imkânından değil; hukuku herkese eşit ve kararlı biçimde uygulamasından doğar. Devleti korumak adına hukuku zayıflatanlar, sonunda devleti de zayıflatır. Bu nedenle bir uygulamayı destekleyip desteklemememiz, kime yaradığına değil, hukuka uygun olup olmadığına bağlıdır.
Dördüncü Ölçümüz: Hürriyet
Dördüncü sorumuz şudur: Bu karar devleti güçlendirirken bireyin hürriyetini koruyor mu? Devlet ile birey birbirinin düşmanı değildir. Hür bireylerden oluşmayan bir millet güçlü olamaz. Güçlü kurumlara sahip olmayan bir devlette de bireyin hakları korunamaz. Biz güvenlik ile hürriyet arasında zorunlu bir tercih bulunduğunu kabul etmiyoruz. Devlet güvenliği sağlarken hukuk içinde kalabilir. Kamu düzenini korurken düşünce ve ifade hürriyetine saygı gösterebilir. Terörle mücadele ederken vatandaşlarının temel haklarını güvence altında tutabilir. Hür merkez, devletin otoritesini reddetmez; otoritenin keyfîliğe dönüşmesine karşı çıkar. Çünkü bizim anlayışımızda devlet güçlü, millet hür olmalıdır.
Beşinci Ölçümüz: Türkiye’nin Bağımsızlığı
Beşinci sorumuz şudur: Bu karar Türkiye’nin siyasi, ekonomik, teknolojik ve dijital bağımsızlığına hizmet ediyor mu? Bağımsızlık artık yalnızca sınırların korunması anlamına gelmemektedir. Enerjide dışa bağımlı, üretimde ithalata mahkûm, tarımda kendi ihtiyacını karşılayamayan, teknolojide başkalarının sistemlerini kullanan ve vatandaşlarının verilerini yabancı şirketlere bırakan bir ülkenin egemenliği eksik kalır. Bu nedenle yapılan her ekonomik anlaşmaya, her teknoloji yatırımına ve her dış politika kararına Türkiye’nin uzun vadeli bağımsızlığı açısından bakmak zorundayız. Kısa vadeli kazanç uğruna stratejik kaynaklarımızdan, üretim gücümüzden veya veri egemenliğimizden vazgeçemeyiz. Hür merkez, dünyadan kopmayı değil; dünyayla kendi iradesi ve gücüyle relation kuran bir Türkiye’yi savunur.
Altıncı Ölçümüz: Milletin Ortak Yararı
Son sorumuz şudur: Bu karar milletin tamamına mı hizmet ediyor, yoksa belirli kişilere ve çevrelere ayrıcalık mı sağlıyor? Devlet yönetimi, belli grupların zenginleşme aracı olamaz. Kamu kaynakları kullanılırken vatandaşın ödediği verginin hesabı verilmelidir. Ekonomik büyümenin yükü milletin omuzlarına bırakılırken kazancı küçük çevrede toplanamaz. karar hukuken mümkün olabilir; fakat milletin ortak yararına hizmet etmiyorsa adil değildir. Hür merkez, kalkınmayı adaletle, üretimi paylaşmayla ve kamu yönetimini hesap verme sorumluluğuyla birlikte ele alır.
Siyasi Duruş
Bizim Yerimizi Bu Ölçüler Belirler. Biz bir konuda iktidara, başka bir konuda muhalefete yakın görünebiliriz. Bu, bizim yer değiştirdiğimiz anlamına gelmez. Yer değiştirenler siyasi partiler ve onların tutumları olabilir. Bizim ölçülerimiz değişmez. Cumhuriyete uygun olanı destekleriz. Millî egemenliği güçlendirenin yanında dururuz. Hukuka aykırı olana karşı çıkarız. Milletin hürriyetini daraltanı eleştiririz. Türkiye’yi dışa bağımlı hâle getiren politikaları reddederiz. Milletin kaynaklarını ayrıcalıklı çevrelere aktaran düzenlemelere itiraz ederiz. Bizi merkez yapan, iki siyasi kutba olan uzaklığımız değildir. Bizi merkez yapan, her olay karşısında aynı ölçüleri uygulama irademizdir.
Sonuç
Milletimize Soruyorum: Türkiye’de siyasi kararlar, kararı kimin aldığına göre mi; yoksa Cumhuriyete, millî egemenliğe, hukuka, hürriyete, bağımsızlığa ve milletin ortak yararına hizmet edip etmediğine göre mi değerlendirilmelidir? Hür Düşünce Hareketi olarak bizim cevabımız açıktır: Kişiler değişebilir. Partiler yön değiştirebilir. İttifaklar kurulabilir ve dağılabilir. Fakat Türkiye’nin temel ölçüleri değişmemelidir. Merkez bir konum değil, ölçüdür. Devlet güçlü olacak. Millet hür olacak. Cumhuriyet sağlam kalacak.
Süleyman AKSOY
Hür Düşünce Hareketi Genel Başkanı
Mühendis SÜLEYMAN AKSOY sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




