Gündemin Nabzı ve 15 Temmuz’un Gerçek Yüzü
15 Temmuz’un yıl dönümünde MKtv ekranlarında katıldığım canlı yayında, Türkiye’nin kanayan yaralarını ve gizlenen gerçekleri tüm çıplaklığıyla masaya yatırdım. Programda ilk olarak 15 Temmuz hain kalkışmasını ele alırken şunu net şekilde ifade ettim:
O gece 254 şehit verdik, infaz edilen gencecik askeri öğrencilerimizin acısı içimizde. Vatandaş sokağa inmiş ve devleti adeta sokaktan toplamıştır. Ancak burada asıl sorgulanması gereken, vatandaşın kahramanlığının ardından siyaset kurumunun takındığı tavırdır. Soruyorum; adalet mülkün temeliyse, o günün MİT Başkanı ve Savunma Bakanı neden meclisteki komisyona gelip hesap vermediler?
Bir Cumhurbaşkanı böylesi kalkışmayı nasıl olur da istihbarat başkanından değil de eniştesinden duyar? Bu tabloya baktığımızda karşımıza çıkan gerçek şudur: Ortada hiyerarşi yoktu ya da boşluk kasten bırakıldı ve 15 Temmuz, ucu açık “Sultanizm” rejimine geçişin yakıtı yapıldı. Tom Barak’ın vaktinde dediği gibi; Türkiye’ye monarşiyi layık gören yapı inşa edilmek istenmektedir.
Tarikatlar Kıskacı ve Tarihsel İhanet Silsilesi
Türkiye’nin üzerine kabus gibi çöken tarikat yapılanmalarına dair de sert uyarılarda bulundum. 1960 darbesinden bu yana Cumhuriyet rejimine karşı yürütülen altyapı çalışmalarını, 12 Eylül’ün Türkiye’yi “Ilımlı İslam” kuşağına sokma projesini anlattım. Cumhuriyet’in faziletini idrak edemeyenlere hatırlattım; Trabzonlular, Karadenizliler, size zamanında İstanbul’a girmek bile yasaktı! Bu rejim sizi okuttu, makam sahibi yaptı; şimdi kalkıp kuruluşa “darbe” diyemezsiniz. Tarikatlar meselesine gelince; bugün FETÖ’nün yerini Menzilciler alıyorsa tehlike bitmemiştir. İsimlerini tek tek verdim: İngiltere, Amerika ve İsrail… Türkiye’deki istisnasız tüm tarikatlar bu güçlerin finansal ve stratejik kontrolü altındadır. Yavuz Sultan Selim döneminde gelen Ebu Suud’un, İsrail tarafından yetiştirildiğini ve Türkiye’de dinin özünü değiştirdiğini açıkça belirttim. Aydınlar camileri terk ederse, yoksul halk sahte hocaların kucağına itilir.
Eğitimdeki Rant Kapısı ve Adalet Beklentisi
Milli Eğitim Bakanı’na ekranlardan doğrudan seslenerek tarihi doğru okuması gerektiğini hatırlattım. Son padişahın İngiliz gemisine binip gidişine “kaçma” denmeyecek de ne denecek? Çocuklarımıza gerçeği anlatmazsak, kılcal damarlarımıza sızanları öğretemeyiz. Devlet kendi öğrencisine bir tostu bedava veremezken, holdinglerin vergi aklamak için açtığı kolejlere para akıtmaktadır. 100 bin ile 1 milyon lira arası dershane ücreti olan ülkede, garibanın çocuğu tarikat dershanesine mahkûm ediliyorsa bunun faili siyaset kurumudur. Adalet Bakanı’na da açık çağrıda bulundum: Eğer samimiyseniz 15 Temmuz dosyasını baştan açın. AK Parti’nin amblemini bulan Erol Olçok ve evladını hangi sniper, neden katletti? Sinan Ateş ve Muhsin Yazıcıoğlu cinayetlerinin gerçek failleri nerede? Bunları aydınlatmadan adaletten bahsedemezsiniz.
Dış Politika ve Ekonomik Soygunun Anatomisi
Vaktiyle 6. Filo’yu protesto edenlerin karşısında namaz kılanların, bugün ülkeyi Amerika’ya peşkeş çektiğini vurguladım. NATO’nun bizi boru hatlarının bekçisi yapmak istediği dönemde, uçağımızın motoru ve yazılımı dışarıya bağlıysa tam bağımsızlıktan bahsedemeyiz. 9. Cumhurbaşkanımız Demirel’in 29 Amerikan üssünü gecede kapatan o milli duruşunu özlüyoruz. Ekonomiye gelince; halkın mutfağındaki yangını rakamlarla anlattım. Peynirin kilosu 850 lira olmuş, emekli 23 bin liraya mahkûm edilmişken enflasyon %30 diyerek halkı uyutamazsınız. Irak petrol davasındaki 1.47 milyar dolarlık faturayı neden vatandaş ödüyor? Milyarlar kazananlar neden işin içinde yok? Çünkü iş birliği var. Muhalefet ise “kayıkçı kavgası” içinde vatandaşı iktidarla baş başa bırakmış durumda.
Kurtuluş Reçetesi: İki Devrimci, İki Kitap
Tüm karamsar tabloya rağmen çözümün kendi özümüzde olduğunu paylaştım. Bize “Devlet Aklı” yalanı değil, “Millet Aklı” lazımdır. Türkiye’nin önünde iki büyük devrimci lider vardır: İnanç dünyamızın önderi Hz. Muhammed Mustafa ve bağımsızlığımızın mimarı Mustafa Kemal Atatürk. Elimizde de iki temel rehber olmalıdır: Kur’an-ı Kerim ve Nutuk. Dayanışmayı yeniden inşa etmeliyiz; apartmanda komşusuna selam vermeyen toplumun yarası saramayız. Hür Düşünce Hareketi olarak bizler, fikri hür kadrolarla adil paylaşımı sağlamaya kararlıyız. Aziz milletimiz müsterih olsun; devlet güçsüz değildir, sadece adil yönetime muhtaçtır.
SÜLEYMAN AKSOY
Mühendis SÜLEYMAN AKSOY sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




