Sabah pazara çıkan bir emekli, geçen hafta aldığı ürünü bu hafta aynı parayla alamıyor.
Çocuğunu okula hazırlayan memur, kırtasiye masrafını kredi kartına yüklüyor. Asgari ücretli ise ayın sonunu değil, artık haftanın sonunu hesaplıyor. Yeni Orta Vadeli Program (OVP) bize yine hedefler ve oranlar sunuyor.
Fakat vatandaşın sorduğu soru çok basit:
“Benim kaybım ne olacak?”
Ücretlerin %14’lük enflasyon varsayımına göre artırıldığını düşünelim. Şimdi enflasyon beklentisi %28,4’e çıkarılıyorsa aradaki 14,4 puanlık kayıp kim tarafından ve nasıl karşılanacak? Aylık 30 bin lira alan bir çalışanın ücreti %14 artışla 34 bin 200 liraya çıkar.
Fakat %28,4’lük fiyat artışı karşısında aynı alım gücünü koruyabilmesi için maaşının 38 bin 520 lira olması gerekir. Aradaki kayıp ayda 4 bin 320 liradır. Bu yalnızca bir rakam değildir. Eksilen pazar filesidir, ödenemeyen faturadır, çocuğun ertelenen ihtiyacıdır.
OVP’de hedef var; fakat ücretlinin ve emeklinin bu kaybının nasıl telafi edileceğine ilişkin açık bir düzenleme yok. Enflasyon tahminini değiştirmek yetmez. O tahmine göre hayatını kuran vatandaşın hakkını da korumak gerekir. Hür Düşünce Hareketi olarak teklifimiz açıktır: Ücretler ve emekli aylıkları gerçekleşen enflasyona karşı düzenli olarak korunmalı, tahmin hatasının faturası vatandaşa çıkarılmamalıdır.
Devlet önce kendi israfını azaltmalı; üretimi, yatırımı ve adil gelir paylaşımını esas almalıdır. Türkiye’nin yeni rakamlara değil, verdiği sözü tutan yeni bir yönetim aklına ihtiyacı vardır. Sizce enflasyon tahminindeki fark ücretlere otomatik olarak yansıtılmalı mı?
#BizimHikayemizTürkiye
#HürDüşünceHareketi
SÜLEYMAN AKSOY
Mühendis SÜLEYMAN AKSOY sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




