Cumhuriyetin Sarsılmaz Temelleri ve Üniter Devlet İradesi
Son günlerde DEM Parti aracılığıyla paylaşılan ve terör örgütü elebaşına atfedilen açıklamalarda geçen ifadeler, Türkiye’nin geleceği açısından kritik hukuki ve siyasi mesajlar taşımaktadır. Özellikle “Kürt-Türk ittifakını hukuki zemine dönüştürmek”, “eşitlik hukuku” ve “kalıcı hukuki güvence” gibi söylemler basit birer siyasi terminoloji olmanın ötesinde, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenini hedef alan kavramlardır. Meseleyi bir siyasi polemikten ziyade Cumhuriyetimizin temel ilkeleri çerçevesinde ele aldığımızda, anayasal düzenimiz ve kuruluş felsefemizle bağdaşmayan ciddi riskler gördüğümüzü belirtmek gerekir.
Üniter Yapı ve Anayasal Statü
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, etnik grupların ortaklığı üzerine bina edilmiş bir federasyon değil; tek devleti, tek egemenliği ve tek vatandaşlık hukukunu esas alan üniter bir yapıdır. Bu devletin asıl sahibi; kökeni ne olursa olsun Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla ve seksen altı milyon vatandaşımızın tamamıdır. Devlet karşısında herkesin eşitliği, hukuk önünde aynı hak ve sorumluluklara sahip olunması anlamına gelir; yoksa etnik kimliklere göre farklı anayasal statüler ihdas edilmesi anlamına asla gelmez.
“Kalıcı Hukuki Güvence” Kavramı ve Terörle Müzakere
Siyaseten sorulması gereken en can alıcı soru, “kalıcı hukuki güvence” ifadesiyle tam olarak neyin kastedildiğidir. Eğer bu güvence tüm vatandaşlar yerine belirli bir etnik kimliğe yönelik ayrı bir anayasal statü talebini içeriyorsa, bu durum demokratik bir reform tartışması değil, devletin temel niteliklerini değiştirmeye yönelik bir anayasa tartışmasıdır. Cumhuriyetin temel esasları, hiçbir şekilde terörün gölgesinde müzakere edilemez; zira böyle bir konunun muhatabı ne bir terör örgütü ne de onun elebaşı olabilir.
Kürt Vatandaşlarımız ve Terör Örgütü Ayrımı
Türkiye’nin birlik ve beraberliği adına yapılması gereken en net ayrım, Kürt vatandaşlarımız ile bölücü terör örgütü arasındadır. Kürt vatandaşlarımızı, bebek katili Öcalan ile aynı cümlede değerlendirmek bu ülkeye yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Kürt vatandaşlarımız bu devletin eşit ve onurlu asli unsurlarıyken, PKK Türkiye’ye karşı silahlı mücadele yürüten bir terör örgütüdür. Bu ikisini aynı siyasi paranteze almak hem vatandaşlarımıza hem de milli birlik duygumuza büyük zarar verir.
Ortak Gelecek ve Demokratik Cumhuriyet
Türkiye’nin temel ihtiyacı, etnik temelli yeni anayasal modeller değil; daha güçlü bir hukuk devleti, tam bağımsız yargı, şeffaf bir yönetim ve tüm vatandaşlarını kapsayan bir adalet sistemidir. Hukuki güvence aranıyorsa, bu mutlak suretle seksen altı milyon vatandaşın tamamı için olmalıdır; çünkü adalet, hukuk ve egemenlik asla bölünemez. Bizim anlayışımız; tek devlet, tek millet ve tek vatandaşlık hukuku üzerine kuruludur. Türkiye’nin aydınlık geleceği, günlük siyasi hesaplarda değil, tüm vatandaşlarını ortak bir hukuk ve gelecek idealinde buluşturan hür ve demokratik Cumhuriyet anlayışındadır.
SÜLEYMAN AKSOY
Mühendis SÜLEYMAN AKSOY sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.




