Türkiye’nin Hür Merkezi (1)

Merkez Nerede, Biz Neredeyiz?

Türkiye uzun zamandır iki siyasal kutup arasında sıkıştırılmaktadır. Milletimizden, yanlışın karşısında durabilmek için başka yanlışa razı olması istenmektedir. Siyaset, sorunlara çözüm üretme alanı olmaktan uzaklaşmakta; kimliklerin, korkuların ve karşılıklı suçlamaların mücadele sahasına dönüşmektedir.

İktidara yöneltilen her eleştiri devlete karşı çıkmak, muhalefete yöneltilen her eleştiri ise iktidarı desteklemek gibi gösterilmektedir. Oysa millet, yalnızca kendisine sunulan iki seçenekten birini tercih etmek zorunda değildir. Türkiye’nin iki kutuptan birine eklenmeye değil; kendi tarihinden doğan bağımsız merkeze ihtiyacı vardır.

Bağımsız Merkez Anlayışımız

Bizim merkez anlayışımız, iktidar ile muhalefet arasında eşit mesafede durmak değildir. Merkez; doğru ile yanlışın ortasını bulmak, ilkelerden taviz vermek veya herkese hoş görünmeye çalışmak hiç değildir. Merkez, Türkiye’nin temel meseleleri karşısında kendi ölçülerine, kendi ilkelerine ve kendi çözüm iradesine sahip olmaktır.

Bizim ölçümüz; Cumhuriyettir, millî egemenliktir, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üstünlüğüdür, hukuk devletidir, Türk milletinin birliğidir, insan onuru ve hürriyetidir. Bu nedenle doğruyu kim söylerse destekler, yanlışı kim yaparsa karşısında dururuz. Devlet güçlü olacak, millet hür olacak ve Cumhuriyet daima sağlam kalacaktır.

Cumhuriyetçi, Demokrat, Millî ve Hür Kimlik

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu merkez renksiz ve kimliksiz değildir. Bu merkez Cumhuriyetçidir; üniter yapıyı, laiklik ilkesini, Anayasa’nın değiştirilemez hükümlerini ve Atatürk milliyetçiliğini tartışmaya açmaz. Bu merkez demokrattır; Meclis üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını, bağımsız yargıyı, şeffaf yönetimi ve hesap verme sorumluluğunu kararlılıkla savunur.

Bu merkez millîdir; Türk milletini ortak tarihimizin ve geleceğimizin adı olarak görür. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını birleştiren anayasal bağ kabul eder. Bu merkez hürdür; devletin güçlü olmasını isterken bireyin ezilmesine razı olmaz. Güvenliği savunurken hukuktan, millî birliği savunurken demokrasiden ve ifade hürriyetinden vazgeçmez.

Yeni Denklemin Gerekliliği

Bugün iktidar ile muhalefet arasındaki sınırlar bazı temel meselelerde belirsizleşmektedir. Siyasi partiler, milletin bilgisi dışındaki kapalı mutabakatların parçası olabilmektedir. Öte yandan her gelişmeye peşinen karşı çıkan kategorik ret anlayışı da çözüm üretememektedir. Milletimiz, terörün sona ermesini isterken Cumhuriyetin temel değerlerinden taviz vermek zorunda değildir.

Güçlü devlet isterken hukuk devletinden, millî birliği savunurken demokrasiden vazgeçmek zorunda değiliz. Ekonomik kalkınmayı hedeflerken adaletsizliğe, dünyaya açık olurken millî egemenliğimizden vazgeçmeye razı olamayız. Bütün bunları aynı anda savunmak mümkündür. Türkiye’nin hür merkezi, işte bu kararlı bütünlüğün ve dengenin adıdır.

Hür Düşünce Hareketinin Sorumluluğu

Hür Düşünce Hareketi bir siyasi partinin yedeği veya geçici ittifakların parçası değildir. Biz, milletimizin cevapsız bırakılan sorularını sormak ve uygulanabilir çözümler üretmek için sorumluluk üstlenen toplumsal hareketiz. Cumhuriyetin temel değerlerini demokrasiyle, güçlü devleti hür bireyle, millî egemenliği çağdaş kalkınmayla ve güvenliği hukukla buluşturuyoruz.

Bu nedenle boşalmış siyasal alana yerleşmeye çalışmıyoruz; Türkiye’nin kaybettiği denge merkezini yeniden kuruyoruz. Bu merkez herhangi zümrenin mülkü değil, Türk milletinin ortak geleceğinin inşa alanıdır. Hür Düşünce Hareketi, merkezin ilkelerini açıklayacak ve sınırlarını belirleyecek o iradeyi bugün kararlılıkla ortaya koymaktadır.

Fikrî Yürüyüş Başlıyor

Bugün “Türkiye’nin Hür Merkezi” başlığıyla yeni yazı dizisine başlıyorum. Bu seride hukuk, ekonomi, eğitim, teknoloji ve dış politika gibi alanlarda hür merkezin ne söylediğini somut olarak ortaya koyacağım. Milletimize Türkiye’yi hangi ilkelere dayanarak ve hangi hedeflere doğru taşımak istediğimizi anlatacağım.

Çünkü Türkiye’nin hür merkezi artık sahipsiz değildir. Biz merkeze yerleşmeye talip değiliz; biz Türkiye’nin kaybettiği o güçlü merkezi yeniden kurmaya talibiz. Bu yürüyüş, sadece anlatı değil, ülkemizin geleceği için inşa sürecidir.

Soruyoruz: Türkiye, kendisine sunulan iki siyasi kutuptan birini seçmeye mahkûm mudur; yoksa Cumhuriyetçi, demokrat, millî ve hür merkezi birlikte kurmanın zamanı gelmiş midir?

Süleyman AKSOY
Hür Düşünce Hareketi Genel Başkanı


Mühendis SÜLEYMAN AKSOY sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Scroll to Top